blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2016

Kardeş İlişkileri



Ben ailemin tek çocuğuyum o yüzden kardeşle paylaşılan bir hayatı tam anlamıyla bilmiyorum. Hamileliğim boyunca da en çok düşündüğüm, bebeğin doğumundan sonra da beni en endişelendiren konu buydu. Kaan kardeşine ne tepki vericek, nasıl karşılayacak, üzülecek mi diye düşünmekten kendimi alamıyordum. Doğuma girerken bile aklım hep Kaan'daydı. Belki de abarttım bilmiyorum ama dedim ya kardeşim yok ve o paylaşılan hayatta hissedilenleri bilmiyorum.

Kaan ailenin ilk torunu, gözbebeğimiz, şımarık bir çocuk hiç değil ama nihayetinde evin tek çocuğuydu. Aşırı dozda sevgiyle yoğuruldu. Anne baba sadece onun, dedesini, anneannesini kimseyle paylaşmak zorunda değil, istediği oyuncağıyla istediği zaman oynama şansı var, ihtiyacı olduğunda herkes sadece onunla ilgileniyor vs vs her tek çocuğun yaşadığı durum aslında. Böyle bir özgürlük alanına bir gün bir ortak geliyor.

Düşünüyorum da, büyük bir heyecanla koşup annesine sarılmaya geldiğinde, annesinin kucağında kardeşini emzirdiğini görücek, bağıra çağıra şarkı söylemek istediğinde, birileri ona şşşştttt sessiz ol kardeşin uyuyor diyecek, yürümeye başladığında eşyalarını karıştırabilecek, en sevdiği oyuncağıyla oynamak için sıra beklemek zorunda kalabilecek, en ufak birşeyde ama sen abisin o daha bebek, denicek, sen demesen eş dost akraba diyecek. Böyle düşününce, çok ağır değil mi? Abi olmayı, evin büyük çocuğu olmayı o seçmedi ki???

30 Ekim 2014

KidzMondo; Çocukluğunuza Dönmek İsteyeceksiniz!



Geçen hafta sonu KidzMondo daveti ile, KidzMondo'yu deneyimlemeye gittik oğlumla.

Trump Towers'da yer alan KidzMondo, 4 - 14 yaş arası çocuklar için tasarlanmış kapalı bir tema parkı.  Biz henüz 2 yaşında olduğumuz için Mini Kidizen odasını deneyimledik.


Mini Kidizen odasında da 0-3 yaş çocuklar için herşey düşünülmüş, görevli bir oyun ablası var ve her yaş grubuna hitap eden farklı farklı oyuncaklar mevcut. Kaan odaya girer girmez hemen minik atlara saldırdı, sonra bir orada tanıştığı bir arkadaşıyla oyun halısında top oynadı, boyama yaptı, puzzle yaptı, aktivite masasında farklı oyuncaklarla, arabalarla oynadı ve gayet keyifli vakit geçirdi. Oyun grubuna giden çocuklar için oldukça alışık oldukları ortamlar aslında, o yüzden Kaan hiç yabancılık çekmeden sırayla neredeyse tüm oyuncaklarla oynadı.




28 Eylül 2014

Oğlum'a... Bir Yaz Günlüğü...


1 yaşından sonra çok hızlı büyümeye başladın oğlum. Bebeğiyle her anını geçirebilen şanslı annelerden biri olsam da zamanın nasıl geçtiğini anlamadım desem olur.

Bebekliğin o kadar sakindi ki, hep böyle devam edeceksin diye düşünüyordum ama sen her geçen gün daha da hareketlenmeye başladın oğlum. 1,5 yaşından sonra ise büyüme hızın ivme kazandı sanki,  dün daha bebekmişsin gibi davranıyorken sana, birden çocuk oldun.  Halbuki daha dün gibi, ilk adımlarını atmaya başladığına heyecanlanmamız. Şimdi seninle koşuyoruz, çim sahalarda top oynuyoruz, parklarda çok eğleniyoruz.

Yazın gelmesiyle seni alıp Ege sahillerine kaçtım hemen. Kuşadası’ndaki yazlığımızda aldık soluğu, tabii yazlığımızın imkanları da senin daha da hareketlenmene zemin hazırladı doğrusu.
Evimizin etrafındaki parklarda saatlerce vakit geçirdik seninle. Defalarca kaydıraktan kayıyordun mesela, yorulmadan, pes etmeden. Salıncak öncelikli tercihin değildi, şöyle atlamamış olmak için biraz sallanıyordun o kadar, sonra biraz tahterevalliye biniyorduk karşılıklı, sonra da başlıyorduk demirlere  tırmanmaya.

27 Eylül 2014

Sporun Çocuk Gelişimi Üzerine Etkisi

Kaan 11 aylıkken yürümeye ve 1 yaşından sonra her geçen gün daha da hareketlenen bir çocuk olmaya başladı. Baharın gelmesiyle, havaların güzel olduğu her gün de parka götürsem, enerjisini atmasında yeterli olmuyordu ve evde artık koltuk tepelerinde bile zıplamaya başlamıştı.



Yazın gelmesiyle birlikte Kaan’ı kapıp soluğu Ege sahillerinde aldım. Gündüzleri deniz, akşamüstü futbol ve park, gece yatmadan ve sabah serinliklerinde bebek arabasıyla sahilde yürüyüş derken tüm günümüzü aktivitelerle doldurduk.



Suyu bebekliğinden beri çok seven bir çocuk olduğu için denizde çok keyifli vakit geçirdi.  İlk günler daha çok kumdan kaleler yapıp, kolluk takmaya itiraz ederek daha temkinli denize girerken, kolluklarıyla yüzmeyi öğrenince daha bir cesaretle denize girmeye başladı. Yüzdükçe özgüveni gelişti ve artık kimseye ihtİyaç duymadan kendi kendine denize girip çıkmaya başladı. Defalarca denize girip çıktıktan sonra yorulup, kucağımda uyuyordu. Ve benim için gün içinde bana ait olan tek zaman aralığı başlıyordu, sonrası yine koşuşturmaca J

12 Ocak 2014

Merhaba...


Üniversitede İngilizce işletme okurken pazarlama alanında uzmanlaşmış, yetmemiş bir de işin mutfağını görmek istemiş ve Reklam tasarımı ve iletişimi bölümünde okumuş, kariyer hedefleri yüksek, çalışmayı çok seven, üniversite yılları stajlarla dolu, iş hayatı için heyecanlı bir yeni mezundum. Mezun olduktan sonra canım sevgilimle evlendik, bir süre sonra da sabırsızlandığım o iş hayatına atıldım, keyifle pazarlama alanında çalışmaya başladım ve sonrasında dijital pazarlama ve sosyla medya yönetiminde uzmanlaştım. Ev,koca, yoğun iş temposu derken çok çok koşuşturmalı, geceli gündüzlü bir temponun içerisinde buldum kendimi. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum ki 2012 yılının bana bu dünyada sahip olabileceğim en büyük mucizeyi vereceğini nereden bilebilirdim ? Hamile olduğumu öğrenmiştim! İçimde kelebekler uçuşuyordu, içim içime sığmıyordu sanki, tarifi imkansız bir mutluluktu hissettiğim.  



15.11.2012, saat 15:09’da aldım meleğimi kollarıma, Allah’ıma şükürler olsun ki sağlıkla kollarımdaydı canım oğlum, o mis kokusunu çektim içime, titriyordu, yumuk yumuk gözleriyle bakarken, beraber ağlıyorduk, titreyen sesimle ‘merhaba annecim’ oldu oğluma ilk sözlerim...



 Annelik, anne olmadan anlaşılmaz derlerdi, öyleymiş gerçekten. ‘Anne’ olmadan anlaşılacak, tarif edilecek bir duygu asla değil. O’na kavuştuğunda içinde hissettiğin güçle, açılıyor koruyucu kanatları bir ömür boyu annelerin. O’na sahip olmanla, sağlıkla kucağına almanla başlıyor onun her anına şükretmek. Geceleri uyurken nefes alıyormu diye defalarca uyanıp kontrol etmek, üşüyor mu acaba diyip üstünü örtmek, bu sefer de çok mu sıcak oldu diyip üstünü açmak, derken uyuyamamak... Gecelerce uykusuz kalsanda umursamamak, o bitmeyen gaz sancılarında saatlerce kucakta sallamak, sebepsiz ağlama krizlerinde onu sakinleştirebilmek için denemedik yol bırakmamak, gözlerinden uyku akarken şikayet etmeden saatlerce ayakta sallamak, kollarında uyuyakaldığında kıpırdarsam uyanır korkusuyla nerdeyse nefes almadan durmak, geceleri yanına aldığında onu izlemekten, koklamaktan uyuyamamak, uyuttuktan sonra ise o gün çektiğin fotoğraflarına bakıp videolarını izlemek, hatta birkaç saat sonra özlemek, kalksa da oynasak demek... Tüm günün sonunda kocayla başbaşa kaldığında yine onu konuştuğunu farketmek, kocaya daha da aşık olmak... En iyi şekilde beslenmesi için herşeyi yapmak, aşçı olmak, araştırmacı olmak, nerde en organik sebze nerde en sağlıklı meyve peşine düşmek... Emeklemesi için türlü oyunlar oynamak, ilk adımlarında ellerini tutarken ise ağlamak... Her “anne” dediğinde yüreğinin en derinlerin titremesi... Minik elleri ile yanaklarını tuttuğunda, eğilip öptüğünde dünyanın en mutlusu olmak... Şimdiden hangi okula göndereceğini düşümek, kocayla üniversiteyi yurt dışında mı okusa planları yapmak, sonra yok ben o kadar uzak kalamam yavrumdan diyip vazgeçmek... Sonra hayallere dalıp o da bir gün evlenicek demek, evlatları olucak biz de anneanne babaanne olucaz demek, sonra duygusallaşıp gözlerinin dolması demek...


Bu satırları okurken, aslında en az birini yaşamış olduğunu hatırlayarak gülümsemek ve her gün, her yeni gün bu mucizeye sahip olduğun için şükretmek; ANNE OLMAK.



Kıymetlim, canım oğlumla beraber büyürken yaşadığımız deneyimleri, her gün yeni birşey öğrendiğim anneliğimi siz anneler ve anne adayları ile paylaşmak ve sizlerinde değerli tecrübelirinizi ve yorumlarınızı ‘moms Like’da paylaşmanızı diliyorum.

Sevgiler,

Pelin Akgün