yürüyüş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yürüyüş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2014

Minik ayaklar, ilk adımlar !





İlk agu, ilk gülümseme, ilk emekleme, ilk dişler, ilk kelimeler veee şimdi de ilk adımlar ! oğlum büyüyoor!

Bebeklerimizin her geçen gün  büyüdüğünü gösteren anlatması zor mutluluk evrelerini hepimiz yaşıyoruz, heyecanlanıyoruz fakat süphesiz ki  sağ sola sallanarak, her an düştü düşecek şeklinde atılan ilk adımları, bebeklikten çocukluğa geçisi simgeleyen en büyük gelişmeleri oluyor.

Kaan oyun parkında ilk adımlarını atmaya başladığında, çılgına dönmüştüm. Artık hayalimdeki gibi evin içinde pıtır pıtır yürüyerek arkamdan gelecekti, ben salonda otururken birden salonun kapısında belirecekti, kıyafetlerimden beni çekiştirecekti.  Çok heyecanlıydım ama aynı zamanda bu gelişimi beni beraberinde bir sürü soruyla baş başa bırakmıştı. Nasıl bir ayakkabı almalıydım?, ilk adım ayakkabısı dedikleri şey neydi ? Ortopedik bir ayakkabı mı olmalıydı? Yoksa kıyafetlerine uyumlu renk renk ayakkabılar alabilirmiydim?


20 Ocak 2014

Hamilelik


Hamilelik bir kadının yaşayabileceği en özel, en duygusal, en kutsal dönem bence. Duygusallığın zirve yaptığı, hiç tahmin etmediğin şeylere ağladığın, kendine hiç olmadığı kadar dikkat ettiğin, kendi yeterliliğini sorguladığın, ultrasondaki o nokta kadar halinden kaç cm olduğunu görmek için doktor kontrollerini iple çektiğin, hiç olmadığın kadar araştırmacı olduğun, hiç olmadığı kadar sağlıklı beslendiğin, ayları unutup haftaları konuşmaya başladığın, ona kavuşmak için gün saydığın, bebeğini sağlıkla kucağına almak için hergün dua ettiğin ve en önemlisi bu şansa sahip olduğun için hergün şükrettiğin...



Hamilelik dönemi her anne adayı için çok farklı  geçiyor, kimi mide bulantısından ve kusmaktan kafasını kaldıramıyor, kimi mide bulantısı nedir bilmiyor, kimi düşük tehlikesi ile yataktan kalkmadan haftalarca yatıyor, kimi yaşadığı kanamalardan yüreği ağzında yaşıyor, kimi şiddetli bel ağrıları çekiyor, kimi erken doğum tehlikesi ile kıpırdamadan yatıyor  ama hepsi yeter ki O’nu sağlıkla kucağıma alayım, gerisi boş diyor.
Benim hamileliğim birkaç yürek hoplaması yaşamamızın dışında iyi geçiyordu,şanslı hamilelerdendim diyebilirim. Hamileliğin ilk 3 ayında görülen mide bulantısını ben yaşamadım ve hiç kusmadım şükürler olsun ki. Normal hayatıma devam ediyordum. Taki 12. Haftaya kadar... İşe giderken bir trafik kazası geçirdik, yüzümü ve dizimi çarpmıştım o şokla karnımı çarpıp çarpmadığımı bile hatırlamıyordum, o an sadece bebeğime birşey olmamış olması için dua ediyordum, ambulanstan önce gelen kocam beni hemen hasteneye götürdü, biran önce doktorların bebeğimin iyi olup olmadığını kontrol etmelerini ve bana herşey yolunda demelerini istiyordum. Kocam nerdeyse benden beter haldeydi çünkü onu sabah sabah yatağından trafik kazası geçirdim telefonuyla uyandırmıştım, elimi tutuyor, tedirginliğini bana belli etmemeye çalışıyordu. Bebeğimin kalp atışlarını duyduğum an! bütün sinirlerim boşalmış ve ağlamaya başlamıştım, şükürler olsun ki iyiydi... O günden sonra bir an bile yaşadığım kaybetme korkusu bebeğime daha da bağlamıştı beni. Uzun bir süre bu kazanın psikolojisini malesef  atlatamadım, her arabaya bindiğimde korktum, ani bir frende hep karnımı tuttum.